More servicesWindows Live
HomeHotmailSpacesOneCare
 
MSN
Sign in
 
 
Spaces home  APPASSİONATAPhotosProfileFriendsMore Tools Explore the Spaces community

APPASSİONATA

ibrasya

View spaceSend a message
Occupation:
Age:
Interests:
saygı... samimiyet...anlayıs..
gercekci, mukemmeliyetci
July 31

GELDİĞİMİ BİL DİYE

GELDİĞİMİ BİL DİYE

 

Topladım ne kadar unutulmuş umut varsa avucuma

Sahiline indim gözlerinin seher vakti

Sessizliğine saldım haykırışını gönlümün

Biryerlere bırakmışken boş ellerimin sızısını

Emanet etmişken gözlerimdeki mahsunluğu maziye

Delip geçerken bakışlarımı ani uyanışlar

İçimle geldim seninle olduğumu bil diye

En güzel pınarı düşlerken susamışlığım

Sapsarı bir mevsimin huzur kokulu mutluluğunda

Asyamın nefesi dolaşırken ruhumun ön cephelerinde

Daha saldırıya geçmeden hayata karşı ben

Ruhunun samyeli eritirken kaç mevsimlik buzullarımı

Yemyeşil ülkem ortaya çıkarken çırılçıplak

Geldiğimi bil diye canımla geldim

Hesabını sormam yere düşen hayalin

İncindikçe başımı önüme eğerim

Hiçbir dalını sarsmam yüreğinin dilimle

Gittiğimi bilmen için de suskunluğumla giderim

...

ibrasya

 

July 23

YAŞANMAMIŞ ZAMANLAR

          
 
Bir tren kalkmış yıllar önce
Hiçbir şeyin zamanının denk düşmediği bu istasyondan
Göreniniz var mı
Koşsam yetişebilir miyim ardından
Telafi edebilir miyim
Sayabilir miyim geçen vagonları yıllarca uzaktan
Dokunabilir miyim her penceresinde buğulanmış hayallere
Yürürken bozkırın ortasında tek tük ağaçlar
Ve daha yavaş uçarken kuşlar
Hatırlarken her boşluğa değdiğinde ayağım o tereni
Her ümitsizliğe takıldığında
Ve soramayınca
Bulamayınca çünkü cevabını
Getiremeyince sonunu düşünce ufkunun
Yine de faydası olur kısıp gözleri
Uzayan rayların birleştiği yere tutunmanın
Gitsin ne giderse geçen zamana aldanıp
Bırakarak ardından yazılmamış bir sayfa
Kalsam da ben eksiksizliğin asırlarca gerisinde
Yine de her umut bin ışık yılı besler
Yaşanmamış zamanın fersahlarca ötesinde
...
ibrasya
July 03

Sevebilmeye Sınanmak

 

SEVEBİLMEYE SINANMAK

 

Özgürlüğüne bırakmıştım hayallerimi

Bir hüznün masumluğunda yıkanmış gözlerinin

Kayıtsız bağlamıştım dalgalarını gönlümün

Poyrazlardan arda kalan ömrünün harabe olmuş limanına

İrkilişim ani oldu

Hazırlıksız boşaldı gözlerim yanağıma

İncinmişliğin sabahına uyanırken kızıl bir tan

Bulutlar yağmayı beklerken

Sönerken sokak lambaları bir bir

Sen dileğini basarken kavrulan bağrına

Ve durup aniden saplanırken fikrime sırrın

Kuşlar ötüşürken bir başka türlü

Ben öylece duruyorken

Üşüyorken hayallerim ayaz bir mutlulukta

Sokak kedisi gibi iki büklüm

Gözlerine anlamsız bir bakış bırakmadan

Dokunmadan en kuytularında yuvalanmış karanlıklara

Bütün değerlerim sorgulanıyorken ayaküstü

Güven namına kıskaca alınıyorken

Ümitlerle çıkabilmeye yeni bir aydınlığa

Herşeye rağmen sevebilmeye

Lekesiz bir başlangıca sınanıyor gönlüm

...

ibrasya

  --manasını yalnızca kendisinin bildiği o gece bana içiyle gelene--

 

May 25

hasretinden prangalar eskittim

 

 

...

Seni, anlatabilmek seni
İyi çocuklara, kahramanlara
Seni anlatabilmek
Namussuza, halden bilmez
Kahpe yalana

Ard- arda kaç zemheri
Kurt uyur, kurt uyur, zindan uyurdu
Dışarda gürül- gürül akan bir dünya
Bir ben uyumadım
Kaç leylim bahar
Hasretinden prangalar eskittim.
Saçlarına kan gülleri takayım takayım
Bir o yana
Bir bu yana

Seni bağırabilsem seni bağırabilsem
Dipsiz kuyulara,
Akan yıldıza,
Bir kibrit çöpüne kibrit çöpüne
Okyanusun en ıssız dalgasına
Düşmüş bir kibrit çöpüne kibrit çöpüne

Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin
Yitirmiş öpücükleri
Payı yok, apansız inen akşamdan
Bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene
Seni anlatabilsem seni anlatabilsem
Yokluğun cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum kapama gözlerini...

Ahmet Arif

May 10

Aydın mısın

AYDIN MISIN  
Kilim gibi dokumada mutsuzluğu
Gidip gelen kara kuşlar havada
Saflar tutulmuş top sesleri gerilerden
Tabanında depremi kara güllelerin
Duymuyor musun

Kaldır başını kan uykulardan
Böyle yürek böyle atardamar
Atmaz olsun
Ses ol ışık ol yumruk ol
Karayeller başına indirmeden çatını
Sel suları bastığın toprağı dönüm dönüm
Alıp götürmeden büyük denizlere
Çabuk ol

Tam çağı işe başlamanın doğan günle
Bul içine tükürdüğün kitapları yeniden
Her satırında buram buram alın teri
Her sayfası günlük güneşlik
Utanma suçun tümü senin değil
Yırt otuzunda aldığın diplomayı
Alfabelik çocuk ol

Yollar kesilmiş alanlar sarılmış
Tel örgüler çevirmiş yöreni
Fırıl fırıl alıcı kuşlar tepende
Benden geçti mi demek istiyorsun
Aç iki kolunu iki yanına
Korkuluk ol 
	
(1968)
Karakılçık adlı şiir kitabından (1969)
Bütün Şiirleri 1927-1991(Çınar Yayınları)

Rıfat ILGAZ

March 21

hayatı engellemeyin

 HAYATI ENGELLEMEYİN

Önce evlendigimizde hayatın daha iyi olacagına inandırırız kendimizi.Evlendikten sonra, bir cocugumuz dogduktan hatta ardından bir tane daha olduktan sonra, hayatın daha iyi olacagına inandırırız kendimizi.

Sonra cocuklar yeterince buyuk olmadıkları icin kızar, onlar buyuyunce daha mutlu olacagımıza inanırız.Bundan sonra, ergenlik donemlerinde cocuklarla ugrasmamız gerektigi icin ofkeleniriz.Kendimize, cocuklarımız bu donemden cıkınca daha mutlu olacagımızı,

yeni bir araba alınca,

guzel bir tatile cıkınca,

emekli olunca,

yasantımızın dort dortluk olacagını soyleriz.

Gercek ise su andan daha iyi bir zaman olmadıgıdır.

Eger simdi degilse ne zaman?..

Hayatımız her zaman mucadelelerle dolu olacaktır. En iyisi bunu kabul edip, her ne olursa olsun mutlu olmaya karar vermektir.

Alfred D.Souza' ya ait guzel bir soz vardır.Der ki Souza;

"uzun zamandan beridir hayatın - gercek hayatın - baslamak uzere oldugu izlenimine kapılmıstım.Fakat her zaman yolumun uzerinde bir engel, oncelikle erisilmesi gereken bir sey, bitmemis bir is, hala hizmet edilecek zaman, odenecek bir borc oldu. Sonra hayat baslayacaktı. Sonunda anladım ki, bu engeller benim hayatımdı."

Bu gorus acısı, mutluluga giden bir yol olmadıgını gosterdi.

Mutluluk yoldur, oyleyse sahip oldugunuz her anın kıymetini bilin ve mutlulugu, vaktinizi harcayacak kadar ozel biriyle paylastıgınız icin, ona daha fazla deger verin. Unutmayın, zaman hic kimse icin beklemez.

Oyleyse;

Okul bitene kadar,

Besyuz bin YTL kazanana kadar,

Asık olana kadar,

Cocuklarınız olana kadar,

cocuklarınız evden ayrılana kadar,

İse baslayana kadar,

evlenene kadar,

Cuma gecesine kadar,

pazara kadar,

Yeni bir araba ya da ev alana kadar

borcları odeyene kadar,

İlkbahara kadar,

yaza kadar,

sonbahara kadar,

kısa kadar,

Maas gunune kadar,

sarkınız soylenene kadar,

Emekli olana kadar,

Olene kadar...

February 20

AYRINTILARA DİKKAT EDERSEK

 
AYRINTILARA DİKKAT EDERSEK...
 
Hayatımda ilk once sevmeyi ogrendim. Cunku sevdikce, kendimi hisettigimi ogrendim.
Affetmenin ne demek oldugunu anladım ve affetmenin yeni insanlar kazandırdıgını gordum.
Bir gun gecmise baktıgımda pismanlıgımdan uzulmedigimi gordum. Bunları ben yasadım cunku.
Birisini hatırlamanın aslında ufak bir telefon gorusmesi kadar basit oldugunu biliyorum artık.
Aslında bana deger veren insanların cok yakınımda oldugunu, fakat gozlerimin cok uzaklarda oldugunu anladım.
Birisini kırdıktan sonra, ozur dilemenin beni ben yaptıgını anladım.
"Sen benim icin onemlisin" kelimesinin, verilebilecek en buyuk hediye oldugunu farkettim.
Bir yerden sonra kelimelerin mana ifade etmedigini biliyorum.
Sahilde yurur ve dusunurken, birinin de beni dusundugu duygusu beni sevindiriyor.
Mutlu olmanın, aslında bir kedinin guzel bir anını yakalamak kadar basit oldugunu anladım.
Kacırdıgım fırsatların bana yeni fırsatlar yarattıgını gordum.
Yıldızların benim icin parladıgını gormeyen gozlerimin, gun geldi hayatımdan kayan yıldızların gomuldugu maziyi unutması gerektigini anladım.
Gozlerin kelimelerden daha onemli oldugunu ve yalan soyleyemediklerini biliyorum.
Telefonun 160 karakterine, uzuntunun, mutlulugun, yıkıntının, sıgdıgını gordum.
Yasamanın yasamaya deger oldugunu ve istersem mutlu olacagımı ogrendim.
...
February 15

Aslında ezilmiş olan sensin

 

ASLINDA EZİLMİS OLAN SENSİN

 

Buyur demeden kapımın ardındaki mechul mutluluga

Daha toparlamadan dagınıklıgını huznun

Gozlerinden bir nese ver bana emanet

Islak bir yaprak gibi boynunu bukmus olsun

Mutsuzlugu da tanımıs olsun biraz

Biraz serinligi kalmıs olsun ellerinde yagmurun

Gidip bir yerden cıkagelsin ansızın

Gizemli olsun...

Huzun kusatmasında kendimi bırakırken yere

Toprak olsun tohum gibi dustugum

Su olsun sonra, bahar olsun...

Dusunup yasamayı anlatan kelimeleri bir bir

Satırlara yazmaya benzesin

Senin gibi olsun yani...

Ver ama gozlerindeki ısık bosalmasın

Yabanilesmis bir gul kalsa da bahcen de

Ne kadar hapsolmuslugun varsa geri donmeye

Ne kadar yarım kalmıslıgın

Gel ucurumuna savur gonlumun

 

Sen baska bir siirde mutlulugunu ararken

Hangi huznun gozyaslarını ictin boyle

Ellerin hangi umidin sırtına degdi

Ezilmis olan sensin aslında

Ne donmeleri unutulmus gitmeler masum

Ne de haklılıgı olan sırt cevirmeler

Sus pus olmus bir dostluk bile caresizse

Ve hala tedirginligini yasıyorsa gulumsemenin

Oturup dusunmelisin...

Kanatlarını agırlastıran bir yagmurdur beklentin

Umutların zirvesine tırmanıp baktıkca hayata

Bile bile hayal kırıklıgına bulanmasın ellerin

Sen yine oradan bak ama

Usurum, kapama gozlerini

Sıcak bir nese ver bana emanet

Alıp mahsun dusumu bagrına bassın

Dunyanın etrafımda dondugunu hissedeyim

Sen git ama icimde bir sehrin ısıkları yansın

Sokaklarında kendimi goreyim

...

ibrasya

January 27

2005 DEN

 
2005 DEN
 
infilak edince gecenin kalbi
butun yıldızlar söner tavanda
yuregine koydugun hayaller birbirine karışır
ve belirsizleşir gözyaşının buğusunda önce
sonra da karanlık bir ışıltı örter bütün renkleri
çığlık atasın gelir
içine dönüp haykırasın
gözyaşların biter, hayallerin...
o da biter...
hayalkırıklıgına neden karamsarlığın gelir ardından kapkara
sonra buz tutar gözlerinin etekleri
için yanar, su türer yangından
sen mutlu olmasan da
mutsuzluğun mutlu olur
...
ibrasya
 
January 14

CEYLANIN SUSAMISLIGI GİBİ

CEYLANIN SUSAMISLIGI GİBİ

kalbimin mürekkebine bandırıp ıslak gözlerimi

resmini çiziyorum tavana, her yattıgımda 

gözyaşlarımı yastığıma emanet edip tekrar izliyorum

mutlu oluyorum bir yandan

bir yandan milyon kere ölüyorum

 bundan korkuyordum ıste hep

bu ızdıraptan bu kahrolası çaresizlikten

solmaktan ilkbahardır diye gozumu acıp

 suya susamıs gozleri urkek bir ceylan gibi

inerken pınara binbir endiseyle

yasama içgudusuyle her seye ragmen

çıtırtılar mı duyacaktım

ürperecekmiydim sudaki gölgemden

yoksa su mu dokunacaktı

sudur diye içtiğim...

üstelik tek basımaydım

sen parıldıyordun günesin ısıklarını saclarına yayarak

hiçbir seyin golgesi üzerine düsmuyordu

parıltıların gozlerime üşüşüyordu ben susadıkça

dalgalıydın hırçındın sadeydin

ama yine de güzeldin

okyanus gibiydin aslında

kabaracak gibiydin her an

bir tekne olsaydım alt üst edecek gibi yani

ama yine güzel kokuyordu hayalin

görmuyordum dusunemiyordum ayrıca

gözümü kamaştırmıştın

bu güldür diyordum elime battıkça dikenlerin

güldürür diyordum...

serap da degildin

dokunuyordum sana gercekten

fırtınaların üşüşüyordu bazı geceler dağlara

bir kuytuya çekiliyordum büzülüp

tirtir titriyordum

simdi kalbimin buz tutmuslugunda

çayıma şeker oldugun gunler geliyor aklımada

penceremde damlalar birikiyor

ellerim titriyor seni düsündükçe

bebeğini kaybetmiş bir anne yüreği gibi oluyorum

anlatamıyorum ki...

yaşıyorum...

yağmurunla geliyorsun gözlerime

her adımını duyuyorum

dolaşmaya başlıyorsun sonra ayak sesinle

her yere giriyorsun

  simdi sen yoksun ama aslında sen varsın

ne nefes almanın anlamı var

ne anlamını cözmenin hayatın

simdi yanıyor kalbim gozlerimin onunde

dokunsam kül olur dunyam

teslim oluyorum herseye öylece durup

boş bakışlarımı alıp eziyorum tavanda her yattığımda

daha bir buyuyor bu mahsunluk giderek

daha bir agırlasıyor yukum her gece

özlüyorum seni

... 

ibrasya

 

January 10

YALNIZIM DEDİN DE

YALNIZIM DEDİN DE
 
Yalnızım dedin de icim burkuldu
Kalbimin bombos sokakaları geldi aklıma
Sonra basını onune egdi buruklugum
Savrulan kullerimi, solan umitlerimi,
Mutluluk penceresine alnını dayayıp
Cocukca bir bekleyisle sana bakan
Ve solan bir mevsimimi hatırladım
Sonra sahte gulucukleri dusundum
İnsanların yuzune emanet konmus oylece
İci bos yapmacık mutlulukları
İkiyuzlulukleri, dogrulukları
Sevgi sozcuklerini dusundum
Aglayan, gulen gozler
Elleri buz kesmis sıcaklıklar
Hatta heyecanlar bile
Hepsi bos geldi
Nasıl baslarsa baslasın
Hersey geciciymis dedim
Anlamlandırılamamıs gunlerin ardından
Soguk bir yastıgın ıslaklıgında
Tekbasına cekildiginde hesaplasmaya hayaller
Etrafımdan kayıp giden goruntulere takıldım
Kucumser gibi mi, acır gibi mi,
Yoksa dostca mı bakıyorlardı suskunca
Anlayamadım...
Yalnızım dedin de aslında
Koskoca bir boslugun karanlıgı degdi gozume
Butun satırları sildim kalemimden
Bir damlacık dustu yalnızca
Artık susmam gerektigini anladım
...
ibrasya
December 27

gözlerini getir öleyim

Gözlerini getir, yarı umutsuzlugumda
Yaprak gibi döküleyim önüne
Solayım, beter olayım
Gözlerini getir öleyim...
Bilmeden çocukça sevildigini
Ve bayram sabahınca beklendigini
Kaf Dagından günesi getirir gibi
Getir gözlerini öleyim...
Kimsesizim, ilk kez bu kadar suskunum
Sana söylemiyorum
Yıldızlara uzanmısım her aksam
Ve baglanmıs ve kınanmıs
Ve karsında yitirilmisim
Ne olur gözlerini getir
Getir gözlerini öleyim...
Ben biraz sirim, biraz divane
Çarmıha gerseler öldüremezler
Sırrım kalemimde degil yüregimdedir
Istersen dost, istersen düsman gibi
Getir gözlerini öleyim...
Ben yine kaybettim, görmüyor musun?
Safak yangınından yaralı çıktım
Ve ben,
Gözlerinle yıkılası bir siire basladım
Kaçtıkça sana döndüm
Ve artık gülü bıraktım
Menekse yapragını, kitaplarımı,
Suskun maceramı...
Bu siir bitsin...
Bana pesini bıraktıgım bir hayatı degil,
Gözlerini getir,
Getir gözlerini, öleyim...

December 26

bildigin gibi degil

BİLDİĞİN GİBİ DEĞİL

Eskiden bir adım vardı,
Ümidim, feryadım vardı,
Şimdi ben, o ben değilim

Yolumu bilmiyorum,
Ölmüyor, gülmüyorum,
Bu hayat yordu beni
Bildiğin gibi değil...
Dağlarım devriliyor,
Gençliğim savruluyor,
Bir ayaz vurdu beni
Bildiğin gibi değil...
Güllerim devriliyor,
Gençliğim savruluyor,
Bir ayaz vurdu beni
Bildiğin gibi değil...

Eskiden mevsim seçerdim,
Solardım; çiçek açardım,
Şimdi ben, o ben değilim,

Bir nefes, bir ahım var,
Bilmem ne günahım var,
Vedalar sardı beni,
Bildiğin gibi değil...
Dağlarım devriliyor,
Gençliğim savruluyor,
Bir ayaz vurdu beni
Bildiğin gibi değil...
Güllerim devriliyor,
Gençliğim savruluyor,
Vedalar yordu beni,
Bildiğin gibi değil...

Şehrin en karanlık yerinde duruyorum; haydi, vur beni!..
Hiç ümidim kalmadı; tutunacak bir dalım...
Başım yere eğme benim; mazlum yerine koyma.
Allı-pullu düşlerim vardı oysa.
Bir hayat böyle tersine dönmez; bir yiğit böyle harcanmaz.
Dağlara-taşlara bağırasım geliyor.
İçim yanıyor içim! Bildiğin gibi değil...

Bu, bir hikayenin bitişi midir; bu, kanlı bir veda mıdır?
Bu, son savaşçının yediği kurşun; bu, son kalenin de düşüşü müdür?
Dalgaların çekilişi, bayrakların yıkılışı; bu, şarkıların susuşu mudur?
Ömrüm kanıyor ömrüm! Bildiğin gibi değil...

Ben bu hayata asiydim; öyle değil mi?
Bir yıldız kaydı ömrümden; ben de yenildim...
İşte her şeye sırtımı dönüp koşuyorum...
Sarı güller kahrolsun; ıslak gözler, beyaz mendil kahrolsun!..
Kahrolsun bu kaldırım; bu nezaket, mutluluk dilekleri!..
Canım yanıyor canım!
Bildiğin gibi değil...

December 21

ASK

ASK 
... 
ask,
iyi geceler öpücügünü uzun tutmaktır 
beklentidir
 
ask,
 
delicesine flort ederken, yanındakinin hicbirsey yapmama hakkını teslim etmektir
saygıdır
 
ask,
zaaflarının oldugunu ortaya cıkarır
kabullenmektir
 
ask,
"simdi zamanı degil" diye beklemeyi bilmektir
sabırdır
 
ask,
saçlarda baslayıp topuklarda biten bir gezintidir
kesiftir
 
ask,
yanındakinin ne istedigini bilmektir
anlasmaktır
 
ask,
baglandıgını sandıgında karsındakine hayır deme sansını tanımaktır
inceliktir
 
ask,
korumaktır
sorumluluktur
 
ask,
ciddi bir tokalasmayı kikirdeşmeye dönüsturmektir
mizahtır
 
ask,
evinizdeki her seyin yerini degistirmesini kabullenmektir
teslimişyettir
 
ask,
sevgilinizin ne oldugunu butun cıplaklıgıyla gormektir
gercektir
 
ask,
saatin kaç oldugunu bilip aldırmamaktır
neşedir
 
ask,
sizi saran kolların gittikce daha cok sarılmasıdır
mutluluktur
 
ask,
gecenin bir vakti "sen uyu benim gitmem gerek" dediginizde,
"uyanık kalıp seni biraz daha gormeyi tercih ederim" cevabını almaktır
sıcaklıktır
 
ask,
tanıdıgınızı sanarken insanın yeni yonlerini kesfetmektir
tazeliktir
 
ask,
uyandıgınızda ruyanızı yanınızda bulmaktır
duslerin gercek olmasıdır
 
ask,
kocaman yatagın ücte birine sıkısmaktır
yakınlıktır
 
ask,
evin anahtarından bir kopya daha yaptırmaktır
guvendir
 
ask,
"hoscakal" dedikten sonra bir daha karsılasacagını bilmektir
kaderdir
 
ask,
dis macununun kapagını acık bulmaktır
uyumdur
 
ask,
pencereden dısarıya baktıgında kiminle oldugunu hatırlamaktır
dusuncedir
 
ask,
ruzgarın, agacların arasında dolasırken cıkardıgı sesleri dinleyip,
sevgilinin yanında olmadıgına hayıflanmaktır
yalnızlıktır
 
ask,
asla anlatılamayacak hikayelerdir
özeldir
 
 ...
February 02

Bir Gün Anlarsın

BİR GÜN ANLARSIN
 
uykuların kaçar geceleri
bir türlü sabah olmayı bilmez
dikilir gözlerin tavanda bir noktaya
deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
ne çarşaf halden anlar ne yastık
girmez pancerelerden beklediğin aydınlık
kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın
onun unutamadığın hayali
sigaradan derin bir nefes çekmişcesine dolar içine
sevmek neymiş bir gün anlarsın
 
bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu
şerefin,faziletin,iyiliğin,güzelliğin
gün gelir de sesini bir kerecik duymak için
vurursun başını soğuk taş duvarlara
büyür git gide incinmişliğin,kırılmışlığın
duyarsın ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın
sevmek neymiş bir gün anlarsın
 
bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin
niçin yaratıldığını
bu iğrenç dünyaya neden geldiğini
uzun uzun seyredersin aynalarda güzelliğini
boşuna geçip giden yıllarına yanarsın
dolar gözlerin için burkulur
sevmek neymiş bir gün anlarsın
 
bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların
sevilen gözlerin erişilmezliğini
o hiç beklenmeyen saat geldimi
düşer saçların önüne
ama bembeyaz
uzanır gökyüzüne ellerin
ama çaresiz,ama yorgun,ama bitkin
bir zaman geçmiş günlerin hayaline dalarsın
sonra dizilir birbiri ardınca gerçekler,acı
sevmek neymiş bir gün anlarsın
 
bir gün bir gün anlarsın hayal kurmayı
beklemeyi,ümit etmeyi
bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
bütün vücudunu saran o korkunç geceyi
lanet edersin yaşadığına
maziden ne kalmışsa yırtar atarsın
o zaman bir çiçek büyür kabrimde kendiliğinden
seni sevdiğimi bir gün anlarsın...
...
 
Arif Nazım
 
by