![]() |
|
Spaces home APPASSİONATAPhotosProfileFriends | ![]() |
|
|
July 31 GELDİĞİMİ BİL DİYEGELDİĞİMİ BİL DİYETopladım ne kadar unutulmuş umut varsa avucumaSahiline indim gözlerinin seher vaktiSessizliğine saldım haykırışını gönlümünBiryerlere bırakmışken boş ellerimin sızısınıEmanet etmişken gözlerimdeki mahsunluğu maziyeDelip geçerken bakışlarımı ani uyanışlarİçimle geldim seninle olduğumu bil diyeEn güzel pınarı düşlerken susamışlığımSapsarı bir mevsimin huzur kokulu mutluluğundaAsyamın nefesi dolaşırken ruhumun ön cephelerindeDaha saldırıya geçmeden hayata karşı benRuhunun samyeli eritirken kaç mevsimlik buzullarımıYemyeşil ülkem ortaya çıkarken çırılçıplakGeldiğimi bil diye canımla geldimHesabını sormam yere düşen hayalinİncindikçe başımı önüme eğerimHiçbir dalını sarsmam yüreğinin dilimleGittiğimi bilmen için de suskunluğumla giderim...ibrasya
July 23 YAŞANMAMIŞ ZAMANLARBir tren kalkmış yıllar önce
Hiçbir şeyin zamanının denk düşmediği bu istasyondan Göreniniz var mı Koşsam yetişebilir miyim ardından Telafi edebilir miyim Sayabilir miyim geçen vagonları yıllarca uzaktan Dokunabilir miyim her penceresinde buğulanmış hayallere Yürürken bozkırın ortasında tek tük ağaçlar Ve daha yavaş uçarken kuşlar Hatırlarken her boşluğa değdiğinde ayağım o tereni Her ümitsizliğe takıldığında Ve soramayınca Bulamayınca çünkü cevabını Getiremeyince sonunu düşünce ufkunun Yine de faydası olur kısıp gözleri Uzayan rayların birleştiği yere tutunmanın Gitsin ne giderse geçen zamana aldanıp Bırakarak ardından yazılmamış bir sayfa Kalsam da ben eksiksizliğin asırlarca gerisinde
Yine de her umut bin ışık yılı besler Yaşanmamış zamanın fersahlarca ötesinde ... ibrasya July 03 Sevebilmeye Sınanmak
SEVEBİLMEYE SINANMAK
Özgürlüğüne bırakmıştım hayallerimi Bir hüznün masumluğunda yıkanmış gözlerinin Kayıtsız bağlamıştım dalgalarını gönlümün Poyrazlardan arda kalan ömrünün harabe olmuş limanına İrkilişim ani oldu Hazırlıksız boşaldı gözlerim yanağıma İncinmişliğin sabahına uyanırken kızıl bir tan Bulutlar yağmayı beklerken Sönerken sokak lambaları bir bir Sen dileğini basarken kavrulan bağrına Ve durup aniden saplanırken fikrime sırrın Kuşlar ötüşürken bir başka türlü Ben öylece duruyorken Üşüyorken hayallerim ayaz bir mutlulukta Sokak kedisi gibi iki büklüm Gözlerine anlamsız bir bakış bırakmadan Dokunmadan en kuytularında yuvalanmış karanlıklara Bütün değerlerim sorgulanıyorken ayaküstü Güven namına kıskaca alınıyorken Ümitlerle çıkabilmeye yeni bir aydınlığa Herşeye rağmen sevebilmeye Lekesiz bir başlangıca sınanıyor gönlüm ...
ibrasya --manasını yalnızca kendisinin bildiği o gece bana içiyle gelene--
May 25 hasretinden prangalar eskittim
... Seni, anlatabilmek seni Ahmet Arif May 10 Aydın mısınKilim gibi dokumada mutsuzluğu Gidip gelen kara kuşlar havada Saflar tutulmuş top sesleri gerilerden Tabanında depremi kara güllelerin Duymuyor musun Kaldır başını kan uykulardan Böyle yürek böyle atardamar Atmaz olsun Ses ol ışık ol yumruk ol Karayeller başına indirmeden çatını Sel suları bastığın toprağı dönüm dönüm Alıp götürmeden büyük denizlere Çabuk ol Tam çağı işe başlamanın doğan günle Bul içine tükürdüğün kitapları yeniden Her satırında buram buram alın teri Her sayfası günlük güneşlik Utanma suçun tümü senin değil Yırt otuzunda aldığın diplomayı Alfabelik çocuk ol Yollar kesilmiş alanlar sarılmış Tel örgüler çevirmiş yöreni Fırıl fırıl alıcı kuşlar tepende Benden geçti mi demek istiyorsun Aç iki kolunu iki yanına Korkuluk ol(1968) Karakılçık adlı şiir kitabından (1969) Bütün Şiirleri 1927-1991(Çınar Yayınları)Rıfat ILGAZ March 21 hayatı engellemeyinHAYATI ENGELLEMEYİN Önce evlendigimizde hayatın daha iyi olacagına inandırırız kendimizi.Evlendikten sonra, bir cocugumuz dogduktan hatta ardından bir tane daha olduktan sonra, hayatın daha iyi olacagına inandırırız kendimizi. Sonra cocuklar yeterince buyuk olmadıkları icin kızar, onlar buyuyunce daha mutlu olacagımıza inanırız.Bundan sonra, ergenlik donemlerinde cocuklarla ugrasmamız gerektigi icin ofkeleniriz.Kendimize, cocuklarımız bu donemden cıkınca daha mutlu olacagımızı, yeni bir araba alınca, guzel bir tatile cıkınca, emekli olunca, yasantımızın dort dortluk olacagını soyleriz. Gercek ise su andan daha iyi bir zaman olmadıgıdır. Eger simdi degilse ne zaman?.. Hayatımız her zaman mucadelelerle dolu olacaktır. En iyisi bunu kabul edip, her ne olursa olsun mutlu olmaya karar vermektir. Alfred D.Souza' ya ait guzel bir soz vardır.Der ki Souza; "uzun zamandan beridir hayatın - gercek hayatın - baslamak uzere oldugu izlenimine kapılmıstım.Fakat her zaman yolumun uzerinde bir engel, oncelikle erisilmesi gereken bir sey, bitmemis bir is, hala hizmet edilecek zaman, odenecek bir borc oldu. Sonra hayat baslayacaktı. Sonunda anladım ki, bu engeller benim hayatımdı." Bu gorus acısı, mutluluga giden bir yol olmadıgını gosterdi. Mutluluk yoldur, oyleyse sahip oldugunuz her anın kıymetini bilin ve mutlulugu, vaktinizi harcayacak kadar ozel biriyle paylastıgınız icin, ona daha fazla deger verin. Unutmayın, zaman hic kimse icin beklemez. Oyleyse; Okul bitene kadar, Besyuz bin YTL kazanana kadar, Asık olana kadar, Cocuklarınız olana kadar, cocuklarınız evden ayrılana kadar, İse baslayana kadar, evlenene kadar, Cuma gecesine kadar, pazara kadar, Yeni bir araba ya da ev alana kadar borcları odeyene kadar, İlkbahara kadar, yaza kadar, sonbahara kadar, kısa kadar, Maas gunune kadar, sarkınız soylenene kadar, Emekli olana kadar, Olene kadar... February 20 AYRINTILARA DİKKAT EDERSEKAYRINTILARA DİKKAT EDERSEK...
Hayatımda ilk once sevmeyi ogrendim. Cunku sevdikce, kendimi hisettigimi ogrendim.
Affetmenin ne demek oldugunu anladım ve affetmenin yeni insanlar kazandırdıgını gordum.
Bir gun gecmise baktıgımda pismanlıgımdan uzulmedigimi gordum. Bunları ben yasadım cunku.
Birisini hatırlamanın aslında ufak bir telefon gorusmesi kadar basit oldugunu biliyorum artık.
Aslında bana deger veren insanların cok yakınımda oldugunu, fakat gozlerimin cok uzaklarda oldugunu anladım.
Birisini kırdıktan sonra, ozur dilemenin beni ben yaptıgını anladım.
"Sen benim icin onemlisin" kelimesinin, verilebilecek en buyuk hediye oldugunu farkettim.
Bir yerden sonra kelimelerin mana ifade etmedigini biliyorum.
Sahilde yurur ve dusunurken, birinin de beni dusundugu duygusu beni sevindiriyor.
Mutlu olmanın, aslında bir kedinin guzel bir anını yakalamak kadar basit oldugunu anladım.
Kacırdıgım fırsatların bana yeni fırsatlar yarattıgını gordum.
Yıldızların benim icin parladıgını gormeyen gozlerimin, gun geldi hayatımdan kayan yıldızların gomuldugu maziyi unutması gerektigini anladım.
Gozlerin kelimelerden daha onemli oldugunu ve yalan soyleyemediklerini biliyorum.
Telefonun 160 karakterine, uzuntunun, mutlulugun, yıkıntının, sıgdıgını gordum.
Yasamanın yasamaya deger oldugunu ve istersem mutlu olacagımı ogrendim.
... February 15 Aslında ezilmiş olan sensin
ASLINDA EZİLMİS OLAN SENSİN
Buyur demeden kapımın ardındaki mechul mutluluga Daha toparlamadan dagınıklıgını huznun Gozlerinden bir nese ver bana emanet Islak bir yaprak gibi boynunu bukmus olsun Mutsuzlugu da tanımıs olsun biraz Biraz serinligi kalmıs olsun ellerinde yagmurun Gidip bir yerden cıkagelsin ansızın Gizemli olsun... Huzun kusatmasında kendimi bırakırken yere Toprak olsun tohum gibi dustugum Su olsun sonra, bahar olsun... Dusunup yasamayı anlatan kelimeleri bir bir Satırlara yazmaya benzesin Senin gibi olsun yani... Ver ama gozlerindeki ısık bosalmasın Yabanilesmis bir gul kalsa da bahcen de Ne kadar hapsolmuslugun varsa geri donmeye Ne kadar yarım kalmıslıgın Gel ucurumuna savur gonlumun
Sen baska bir siirde mutlulugunu ararken Hangi huznun gozyaslarını ictin boyle Ellerin hangi umidin sırtına degdi Ezilmis olan sensin aslında Ne donmeleri unutulmus gitmeler masum Ne de haklılıgı olan sırt cevirmeler Sus pus olmus bir dostluk bile caresizse Ve hala tedirginligini yasıyorsa gulumsemenin Oturup dusunmelisin... Kanatlarını agırlastıran bir yagmurdur beklentin Umutların zirvesine tırmanıp baktıkca hayata Bile bile hayal kırıklıgına bulanmasın ellerin Sen yine oradan bak ama Usurum, kapama gozlerini Sıcak bir nese ver bana emanet Alıp mahsun dusumu bagrına bassın Dunyanın etrafımda dondugunu hissedeyim Sen git ama icimde bir sehrin ısıkları yansın Sokaklarında kendimi goreyim ... ibrasya January 27 2005 DEN2005 DEN
infilak edince gecenin kalbi
butun yıldızlar söner tavanda
yuregine koydugun hayaller birbirine karışır
ve belirsizleşir gözyaşının buğusunda önce
sonra da karanlık bir ışıltı örter bütün renkleri
çığlık atasın gelir
içine dönüp haykırasın
gözyaşların biter, hayallerin...
o da biter...
hayalkırıklıgına neden karamsarlığın gelir ardından kapkara
sonra buz tutar gözlerinin etekleri
için yanar, su türer yangından
sen mutlu olmasan da
mutsuzluğun mutlu olur
...
ibrasya
January 14 CEYLANIN SUSAMISLIGI GİBİCEYLANIN SUSAMISLIGI GİBİ
kalbimin mürekkebine bandırıp ıslak gözlerimi resmini çiziyorum tavana, her yattıgımda gözyaşlarımı yastığıma emanet edip tekrar izliyorum mutlu oluyorum bir yandan bir yandan milyon kere ölüyorum bundan korkuyordum ıste hep bu ızdıraptan bu kahrolası çaresizlikten solmaktan ilkbahardır diye gozumu acıp suya susamıs gozleri urkek bir ceylan gibi inerken pınara binbir endiseyle yasama içgudusuyle her seye ragmen çıtırtılar mı duyacaktım ürperecekmiydim sudaki gölgemden yoksa su mu dokunacaktı sudur diye içtiğim... üstelik tek basımaydım sen parıldıyordun günesin ısıklarını saclarına yayarak hiçbir seyin golgesi üzerine düsmuyordu parıltıların gozlerime üşüşüyordu ben susadıkça dalgalıydın hırçındın sadeydin ama yine de güzeldin okyanus gibiydin aslında kabaracak gibiydin her an bir tekne olsaydım alt üst edecek gibi yani ama yine güzel kokuyordu hayalin görmuyordum dusunemiyordum ayrıca gözümü kamaştırmıştın bu güldür diyordum elime battıkça dikenlerin güldürür diyordum... serap da degildin dokunuyordum sana gercekten fırtınaların üşüşüyordu bazı geceler dağlara bir kuytuya çekiliyordum büzülüp tirtir titriyordum simdi kalbimin buz tutmuslugunda çayıma şeker oldugun gunler geliyor aklımada penceremde damlalar birikiyor ellerim titriyor seni düsündükçe
bebeğini kaybetmiş bir anne yüreği gibi oluyorum anlatamıyorum ki... yaşıyorum... yağmurunla geliyorsun gözlerime her adımını duyuyorum dolaşmaya başlıyorsun sonra ayak sesinle her yere giriyorsun simdi sen yoksun ama aslında sen varsın ne nefes almanın anlamı var ne anlamını cözmenin hayatın simdi yanıyor kalbim gozlerimin onunde dokunsam kül olur dunyam teslim oluyorum herseye öylece durup boş bakışlarımı alıp eziyorum tavanda her yattığımda daha bir buyuyor bu mahsunluk giderek daha bir agırlasıyor yukum her gece özlüyorum seni ... ibrasya
January 10 YALNIZIM DEDİN DEYALNIZIM DEDİN DE
Yalnızım dedin de icim burkuldu
Kalbimin bombos sokakaları geldi aklıma
Sonra basını onune egdi buruklugum
Savrulan kullerimi, solan umitlerimi,
Mutluluk penceresine alnını dayayıp
Cocukca bir bekleyisle sana bakan
Ve solan bir mevsimimi hatırladım
Sonra sahte gulucukleri dusundum
İnsanların yuzune emanet konmus oylece
İci bos yapmacık mutlulukları
İkiyuzlulukleri, dogrulukları
Sevgi sozcuklerini dusundum
Aglayan, gulen gozler
Elleri buz kesmis sıcaklıklar
Hatta heyecanlar bile
Hepsi bos geldi
Nasıl baslarsa baslasın
Hersey geciciymis dedim
Anlamlandırılamamıs gunlerin ardından
Soguk bir yastıgın ıslaklıgında
Tekbasına cekildiginde hesaplasmaya hayaller
Etrafımdan kayıp giden goruntulere takıldım
Kucumser gibi mi, acır gibi mi,
Yoksa dostca mı bakıyorlardı suskunca
Anlayamadım...
Yalnızım dedin de aslında
Koskoca bir boslugun karanlıgı degdi gozume
Butun satırları sildim kalemimden
Bir damlacık dustu yalnızca
Artık susmam gerektigini anladım
...
ibrasya December 27 gözlerini getir öleyim
December 26 bildigin gibi degil
December 21 ASKASK
...
ask,
iyi geceler öpücügünü uzun tutmaktır
beklentidir
ask,
delicesine flort ederken, yanındakinin hicbirsey yapmama hakkını teslim etmektir
saygıdır
ask,
zaaflarının oldugunu ortaya cıkarır
kabullenmektir
ask,
"simdi zamanı degil" diye beklemeyi bilmektir
sabırdır
ask,
saçlarda baslayıp topuklarda biten bir gezintidir
kesiftir
ask,
yanındakinin ne istedigini bilmektir
anlasmaktır
ask,
baglandıgını sandıgında karsındakine hayır deme sansını tanımaktır
inceliktir
ask,
korumaktır
sorumluluktur
ask,
ciddi bir tokalasmayı kikirdeşmeye dönüsturmektir
mizahtır
ask,
evinizdeki her seyin yerini degistirmesini kabullenmektir
teslimişyettir
ask,
sevgilinizin ne oldugunu butun cıplaklıgıyla gormektir
gercektir
ask,
saatin kaç oldugunu bilip aldırmamaktır
neşedir
ask,
sizi saran kolların gittikce daha cok sarılmasıdır
mutluluktur
ask,
gecenin bir vakti "sen uyu benim gitmem gerek" dediginizde,
"uyanık kalıp seni biraz daha gormeyi tercih ederim" cevabını almaktır
sıcaklıktır
ask,
tanıdıgınızı sanarken insanın yeni yonlerini kesfetmektir
tazeliktir
ask,
uyandıgınızda ruyanızı yanınızda bulmaktır
duslerin gercek olmasıdır
ask,
kocaman yatagın ücte birine sıkısmaktır
yakınlıktır
ask,
evin anahtarından bir kopya daha yaptırmaktır
guvendir
ask,
"hoscakal" dedikten sonra bir daha karsılasacagını bilmektir
kaderdir
ask,
dis macununun kapagını acık bulmaktır
uyumdur
ask,
pencereden dısarıya baktıgında kiminle oldugunu hatırlamaktır
dusuncedir
ask,
ruzgarın, agacların arasında dolasırken cıkardıgı sesleri dinleyip,
sevgilinin yanında olmadıgına hayıflanmaktır
yalnızlıktır
ask,
asla anlatılamayacak hikayelerdir
özeldir
... February 02 Bir Gün AnlarsınBİR GÜN ANLARSIN
uykuların kaçar geceleri
bir türlü sabah olmayı bilmez
dikilir gözlerin tavanda bir noktaya
deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
ne çarşaf halden anlar ne yastık
girmez pancerelerden beklediğin aydınlık
kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın
onun unutamadığın hayali
sigaradan derin bir nefes çekmişcesine dolar içine
sevmek neymiş bir gün anlarsın
bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu
şerefin,faziletin,iyiliğin,güzelliğin
gün gelir de sesini bir kerecik duymak için
vurursun başını soğuk taş duvarlara
büyür git gide incinmişliğin,kırılmışlığın
duyarsın ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın
sevmek neymiş bir gün anlarsın
bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin
niçin yaratıldığını
bu iğrenç dünyaya neden geldiğini
uzun uzun seyredersin aynalarda güzelliğini
boşuna geçip giden yıllarına yanarsın
dolar gözlerin için burkulur
sevmek neymiş bir gün anlarsın
bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların
sevilen gözlerin erişilmezliğini
o hiç beklenmeyen saat geldimi
düşer saçların önüne
ama bembeyaz
uzanır gökyüzüne ellerin
ama çaresiz,ama yorgun,ama bitkin
bir zaman geçmiş günlerin hayaline dalarsın
sonra dizilir birbiri ardınca gerçekler,acı
sevmek neymiş bir gün anlarsın
bir gün bir gün anlarsın hayal kurmayı
beklemeyi,ümit etmeyi
bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
bütün vücudunu saran o korkunç geceyi
lanet edersin yaşadığına
maziden ne kalmışsa yırtar atarsın
o zaman bir çiçek büyür kabrimde kendiliğinden
seni sevdiğimi bir gün anlarsın...
...
Arif Nazım |
|||||||||||
|
|